26 Ocak 2011 Çarşamba

Aşk ve evlilik



Çoraplarını ortalığa atmayan, kirlilerini kirli sepetine atan, dolabı düzenli bırakan, ortalığı dağıtmayan eşi herkes çok sever… Nede olsa zahmetsiz, emeksiz. Sarf edilen emek; hayatın sıradanlaşan emekleridir.  İşte bu gayet mutlu, huzurlu bir evllik, yuva…
Peki ya; düzensiz, ortalığı batıran, her yemeği beğenmiyen eşlerin olduğu evllikler? Genel olarak bakarsak bu duruma, huzursuzluk, tartışmanın bol olduğu bir yuva görmüş oluruz.
Aşk ilişkilerinin evliliğe dönüşmesi; günümüz de malesef hoşlanmanın olduğu ilişkilere bile aşk deniliyor ki buda aşkı yere düşüyoruyor kanaatine varmamı sağlıyor benim…  Aşk ve aşık olmak her ne kadar o kadar zor olmasada, bu kadar kolayda değildir. aşığız evleniyoruz diyen bir çok çiftin evlilikleri huzursuzlukla başlıyor ve yerini boşanmaya bırakıyor.
Aşk evliliklerinde ve aşk ilişkilerinde huzursuzluğa pek yer yoktur. Çünkü kişi aşık olduğu kişiyi, doğa üstü bir varlıkmış gibi düşünür, ona asla kızamaz, hatalarını görmez, ne yaparsa yapsın hep mükemmel olanı yapmış gibi bilir, düşünür. Bundan ola ki ne evi kirletmesi, nede sizin ona emek vermeniz, arkasını toplamanız  gözünüze gelmez ve hatta diyebilirim ki, ona hizmet etmeniz size haz verir.
” Evlenince aşk biter” diye densede, böyle bilinse de ben buna karşıyım.  Aşkı taşımak yürek, güç ister, aşkı bitmiş kişilerin aşkı yeterince sağlam değildir diye düşünüyorum ve aşkı taşımanın zorluğuna güçlerinin yetmediğini düşünüyorum.  Bu da günü gelince aşkın anlatılmaz hazzını ve mutluluğunu, huzursuzluklara, yorgunluklara bırakır. kişiler birlikte aşkları için mücadele etmek, aşklarını ebediyen yaşamak yerine, yorulup, nokta koymalarına sebep olur.
Aşk; kişiler isterse, ebediyen sürer.
Aşkla, aşkınızla kalın…
Sevgilerimle…
Bu yazı alıntıdır!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder